Hükümet Konağı : Son Osmanlı dönemi idari yapısıdır. İki katlı olup, 1989 yılında restore edilmiştir.
Tuzhisar Köyünde Bulunan Kilise : Üç sahanlı, bazilikal planlıdır. Apsis dışa doğru yarım daire şeklindedir. Sütunları birbirine sivri kemerler bağlamaktadır. Ayrıca Düzyamaç ve Düzyayla köylerinde de kiliseler olduğu söylenmiştir. Yörede birçok mağara bulunmaktadır.
Sivas , yazısız ve yazılı tarih dönemlerinin çeşitli uygarlık izlerini ve eserlerini taşımaktadır.
Özellikle Anadolu topraklarının, Selçuklu Türklerinin egemenliğine girmesinden sonra Sivas, Selçuklu Devleti’nin bir ilim ve kültür merkezi olmuştur. Osmanlılar yönetiminde eyalet merkezi olan Sivas; aynı zamanda bölgenin büyük bir kültür merkezi durumuna gelmiştir. Türk Milletinin İstiklâl Mücadelesinde 4 Eylül Kongresi’ni yaparak Atatürk’ü bağrına basmış, Anadolu’nun kurtuluş meşalesini tutuşturmuştur.
Sivas halkı, çeşitli kültür ve medeniyetler içinde; yapıcı, yaratıcı bir kişiliğe erişmiş ve bu özelliklerini yüz yıllardan beri kişisel ve toplumsal tutum ve davranışları ile ortaya koymuştur. Sivas’lı daima iyinin, güzelin doğrunun yanında olmuş sanata ve sanatkara, güzelliğe ilme ve alime saygı göstermiştir.
Sivas her alanda yetiştirdiği insanlar ile Türk Kültürü’ne büyük hizmetlerde bulunmuştur.
Cumhuriyet döneminde kurulan üniversite, Atatürk Kültür Merkezi, radyo ve televizyonlar sayesinde halk kültürünün gelişmesini sağlamıştır.
İ l d e k i K ü l t ü r e l K u r u l u ş l a r
Atatürk Kültür Merkezi
Sivas Kültür merkezi 6500 m2. kapalı alan üzerinde kurulmuş olarak 1987 yılında hizmete açılmıştır. Değişik amaçlı kullanım alanları bulunmaktadır. Bina içerisinde bale salonu, resim ve fotoğraf atölyesi, ses kayıt odaları , yemekhane ve misafirhane, bodrum katta ileriye dönük olarak çok amaçlı atölye olarak hazırlanmış mekanlar vardır.
Çok amaçlı salonu 620 kişilik olup, halen Türkiye’nin en akustik ve kullanışlı salonlarından birisi olarak gösterilmektedir. Sahne genişliği her türlü tiyatro, opera, bale gösterilerinin yapılabileceği mekan ve teknik donanıma sahiptir.
1992 yılında salona sinema perdesi ve film makinesi konularak periyodik sinema günleri başlatılmıştır.
Atatürk Kültür Merkezi Müdürlüğü’nce, her yıl değişik sanat dallarında halka açık ücretsiz kurslar düzenlenmektedir. Bunlar Türk Sanat Müziği, Halk Oyunları, Türk Halk Müziği, Tiyatro, Sivas El Sanatları, Kanun ve Ud Yapımı, İngilizce Dil Kursu gibi örneklerdir.
Kurslarımızda amaç gençlerin çeşitli sanat dallarında gelişimini sağlamak, sevdirmek, konservatuar çalışmaları için hazırlamak ve mümkün olabildiğince gençlerimizi kahve alışkanlığı gibi zarar verici alışkanlıklardan uzak tutabilmektir.
Faaliyete başladığından itibaren Sivas kültürüne önemli katkılarda bulunan Atatürk Kültür Merkezi, seyirci potansiyeli ve amatör çalışmalarıyla, Kültür Bakanlığı Kültür Merkezleri içerisinde önemli bir yere sahip bulunmaktadır. Sivas’ta yapılan kültürel faaliyetlerinde ana kaynağını oluşturmaktadır.
Kültür Merkezinin ismi 1993 yılında Atatürk Kültür merkezi Müdürlüğü olarak belirlenmiştir. Atatürk Kültür Merkezinde halen Kültür Merkezi Müdürlüğü, Devlet Güzel Sanatlar Galerisi Müdürlüğü, Devlet Türk Halk Müziği Korosu Müdürlüğü ve Devlet Tiyatrosu Müdürlüğü birlikte hizmet vermektedir.
Atatürk Kültür Merkezi Müdürlüğü’nde her yıl halka açık amatör kurslar düzenlemektedir. Bunlar Türk Halk Müziği, Türk Sanat Müziği, Halk Oyunları, Tiyatro, Sivas El Sanatları, Kanun ve Ud Yapımı, Çiçek Tanzim ve Deri İşlemeciliği gibi çeşitli dalları kapsamaktadır.
Devlet Güzel Sanatlar Galerisi
1980 yılında kurulmuştur. 1988 yılına kadar Ziyabey Kütüphanesinin ilk katında etkinliklerini sürdürdü. Bu tarihten itibaren de Atatürk Kültür Merkezi’ne taşındı.
Plastik sanatlar alanında öncelikle sergi, yan faaliyet alanı olarak konferans, açık oturum, film, dia gösterisi, atölye, kurs çalışmaları düzenleme yolu ile yaygın bir eğitim hizmeti vermek; halkın sanat, zevk ve kültürünü geliştirmek, bu alanda çalışanlarla amatör sanatçıları teşvik etmek ve desteklemek amaçlanmıştır.
Ayrıca bünyesinde mevcut sanat kütüphanesi, güzel sanatlarla ilgili geniş bilgiler içeren kitaplarla, ünlü sanatçıların tanıtıldığı sergi katalogları, dergiler, fotoğrafçılık, vitray, seramik, serigrafi, resim sanatı ve ansiklopediklerle mesai saatleri içerisinde halka hizmet vermektedir.
Kütüphaneler
Cumhuriyet döneminde açılan ilk kütüphane Divriği’de 1926 tarihinde Halkevi Kitaplığı olarak kurulmuştur. Daha sonra 1927’de kişisel gayretlerle Zara ve Gürün’de kitaplıklar açılmıştır.
1929 yılında Kongre Lisesi’nde kurulan kitaplık 1967’de Atatürk Kitaplığı adını almıştır. 1934’de İlköğretmen Okulu Kitaplığı, 1938’de Kız Sanat Enstitüsü Kitaplığı, 1939’da Erkek Sanat Enstitüsü Kitaplığı gibi okul kitaplıklarının açıldığı görülmektedir. 1948’de Hafik, 1949’da Kangal Kütüphaneleri açılmış diğer ilçe kütüphanelerinin çoğu ise il ve ilçe çocuk kütüphaneleri olarak kurulmuştur.
1967 yılında ilimizde İl Halk Kütüphanesi hizmet vermeye başlamış, 1969 yılında bünyesinde çocuk bölümü oluşturulmuştur.
>> İlimizdeki Kütüphaneler
Sivas merkezde 3’ü çocuk kütüphanesi olmak üzere 6 adet kütüphane mevcuttur. Bu kütüphaneler;
1. Numan Efendi Kütüphanesi : Sarı Hatipzadelerden (Sarısözen) Sivas Müftüsü Numan Efendi yaptırmıştır.
2. İl Halk Kütüphanesi : 1967 yılında 3 katlı olarak yapılmış olup, 1999 yılı sonu itibariyle 26.364 adet adet kitapla, 201.673 yetişkin, 25.089 çocuk olmak üzere toplam 226.762 okuyucu yararlanmıştır.
3. Ziyabey Kütüphanesi : Sivas eşrafından ve 1.Dönem milletvekili Mütevellioğlu Yusuf Ziya Bey (Başara) tarafından 38 yaşındayken 1908 yılında kendi şahsi gayretleriyle özel kütüphane olarak kurulmuştur. 13.3.1978 tarihinde Eski Eserler ve Anıtlar Yüksek Kurulu’nca eski eser olarak tescil edilen kütüphane binası küçük bir meblağ karşılığında Yusuf ziya Başara’nın varisleri tarafından 7.4.1980 tarihinde Kültür Bakanlığı’na devridilmiştir. 1981-1984 yılları arasında kütüphane binası yeniden restore edilerek 16.4.1985 tarihinde hizmete açılmıştır. 704 adet değerli el yazması kitabın da yer aldığı kütüphanede toplam 17.205 adet kitap mevcuttur.
4. Fevzipaşa Çocuk Kütüphanesi : 23.6.1957 tarihinde Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı olarak 1.Çocuk Kütüphanesi adı altında Fevzipaşa İlkokulu’nun zemin katında hizmete açılmıştır. Halen Alibaba-Gökçebostan şube Kütüphanesi ile aynı binada hizmete devam etmektedir. 1999 yılı sonu itibariye 4.883 adet kitap bulunmaktadır.
5. Atatürk Çocuk Kütüphanesi : 1962 Yılında Bakanlığı’na bağlı olarak 2. Çocuk Kütüphanesi adı altında hizmete açılmış, 1973 yılında adı Atatürk Çocuk Kütüphanesi olarak değiştirilmiştir. Halen İl Halk Kütüphanesinin 1. katında hizmet vermektedir.
6. Dumlupınar Çocuk Kütüphanesi : 1966 yılında Kızılırmak İlkokulu’nda hizmete açılmış, 1971 yılında Dumlupınar İlkokulu’na taşınmıştır. Halen Ziyabey Kütüphanesi’nin 1. katında hizmetine devam etmektedir. Kütüphanede 6.056 adet kitap bulunmaktadır.
Ayrıca; Sivas’ın 16 ilçesinin tamamında ve 7 beldesinde halk kütüphanesi mevcuttur.
Sivas Devlet Türk Halk Müziği Korosu
Sivas Türk Halk Müziği Korosu 15.11.1990 tarihinde faaliyete geçmiştir. Atatürk Kültür Merkezinde çalışmalarını yürüten koroda 1 müdür, 2 Aşık, 28 ses sanatçısı, 12 saz sanatçısı, 1 idari şef ve 1 bekçi görev yapmaktadır.
Sivas Devlet Tiyatrosu
Sivas Devlet Tiyatrosu, 26 Kasım 1997 tarihinde Kültür Bakanı İstemihan TALAY, Devlet Tiyatroları Genel Müdürü Prof.M.Bozkurt KURUÇ ve davetlilerin katılımı ile Ferdi MERTER’in yazıp yönettiği “Seviyorlardı Yaşamı” adlı oyunla Sivaslı seyircilere perdelerini açmıştır.
Sivas Devlet Tiyatrosu tiyatro çalışmalarını, kentin de dışına taşıyarak Kırşehir, Tokat, Erzincan, Aksaray’daki kültür şenliklerine katılmış, Cumhuriyet Üniversitesi Oda Tiyatrosunu kurarak üniversiteli gençleri tiyatro uğraşısı ve tiyatro sevgisi ile kaynaştırmıştır. Tokat ve Erzincan’da Sivas Devlet Tiyatrosu’na bağlı üçüncü ve dördüncü sahneleri açma çalışmaları devam etmektedir.
Sivas Müzeleri
Sivas’ta ilk müze 1923 yılında Mülki İdadi’de (Kongre Binası) açılmıştır. Kongre binasında Müze’nin gelişmesine imkan olmadığı anlaşılınca ildeki tarihi eserlerin değerlendirilmesi amacıyla müze 1927 yılında Gökmedrese’ye nakledilmiştir. Bu tarihten sonra müze sistemli bir şekilde ele alınmış ve eserlerden bir kısmı Ankara’ya nakledilmiş, bir kısmı da İnönü Müzesi’ne devredilmiştir. 1968 yılına kadar Gökmedrese’de görevini yürüten müze aynı yıl Buruciye Medresesi’ne taşınmıştır.
7. Cumhurbaşkanımız Kenan EVREN’in talimatlarıyla Kültür Bakanlığı’na tahsis edilen ve “Atatürk Kongre ve Etnografya Müzesi” olarak müzeye dönüştürülen Kongre Binası, 1984 yılında onarıma alınmış, teşhir ve tanzimi yapılarak 19 Aralık 1990 tarihinde ziyarete açılmıştır.
1. Atatürk Kongre ve Etnografya Müzesi :
Sivas Kongresi’nin toplandığı bina, Sivas Valisi Memduh Paşa tarafından 1892 yılında o zamanki adıyla “Mülki İdadi” daha sonra “Sultani” olarak hizmete açılmıştır. Binanın cephesi önceden Orduevi istikametinde iken 1930 yılında yapılan büyük onarımla yeni açılan İstasyon Caddesi istikametine çevrilmiş, bir de giriş kapısı yapılmıştır. 4 Eylül 1919’da Sivas Kongresi’nin toplandığı sırada “Sultani” olan mektep binası 1924 yılında “Sivas Lisesi” adını almıştır. 1981 yılına kadar okul olarak kullanılmıştır.
Mustafa Kemal Atatürk ve Heyet-i Temsiliye’nin üç buçuk ay süre ile karargah olarak kullandıkları ve o tarihlerde Sultani olan binanın müsamere salonunda 4-11 Eylül 1919 tarihleri arasında Sivas Kongresi’nin oturumları yapılmıştır.
Tarihi Kongre Salonu ve Atatürk’e ait çalışma ve yatak odası, Kongre’nin yapıldığı günlerdeki hali ile muhafaza edilmektedir. Üst katta Sivas Kongresi öncesindeki olayların, Mustafa Kemal Atatürk’ün kongre hazırlığı ile ilgili tamimlerinin ve bildirilerinin sergilendiği salon, o zamanki muhaberenin temelini oluşturan telgraf odası, Sivas Kongresi ile ilgili oluşturan telgraf odası, Sivas Kongresi ile ilgili tutanakların yer aldığı salon, merkezi Sivas’ta kurulmuş olan Anadolu Kadınları Müdafa-i Vatan Cemiyeti’ne ait bildirileri ve haberleri içeren belgeler ile İrade-i Milliye Gazetesi’nin basıldığı matbaa ve gazeteye ait nüshaların sergilendiği salonlar mevcuttur.
Sivas Kongresi sırasında ve sonrasında Sivas’ta alınan tüm kararlara ait belgelerin; Cumhurbaşkanlığı Köşkü-Atatürk Özel Arşivi, Genelkurmay Başkanlığı Askeri Tarih Komisyonu ve Ateşe Özel Arşivi, Atatürk Araştırma Merkezi Başkanlığı arşivlerindeki asıllarından alınan örnekleri müzede sergilenmektedir.
Etnografya Bölümü
Binanın zemin katının tamamı Etnografya Bölümü olarak düzenlenmiştir.
Silahlar Seksiyonu
Osmanlı Dönemine ait barutlu tüfek, tabanca, kılıç, kama, zırh, miğfer, kalkan, ok, yay ve savaş aletlerinin diğer çeşitleri sergilenmektedir.
A.Turan Türkmenoğlu Odası (H.Beslen)
Korunması Gerekli Taşınır Kültür ve Tabiat Varlıklarına ait ruhsatlı koleksiyonunu müzemize bağışlayan Hacı Beslen Odası’nda; etnografik, sikke, hat sanatı levha ve yağlı boya eserler sergilenmektedir.
Kilim Koleksiyonu
Sivas ili sınırları içerisindeki camilerden toplanan kilim, seccade, zili örneklerinin yanı sıra 1180 tarihli Divriği Kale Camii’ye ait ahşap minber sergilenmektedir.
Sivas Baş Odası
Osmanlı dönemi Sivas Konaklarının Baş Odası, o günlerdeki sedir, sofra, tavan, şerbetlik, pencere örtüleri, minder, kırlent, ocak, duvar saati, ayna gibi eşyalar, mankenlerle desteklenerek canlı ve açık teşhir edilmekte diğer bir bölümde ise Divriği Ulu Cami ahşap eserleri sergilenmektedir.
Bakır Eserler
Osmanlı Dönemine ait sini, ibrik, kazan, matara, lenger, sahan, kevgir gibi bakır eşyaların yanında çeşme lüleleri, kantar, ağırlık ölçüleri, kapı tokmakları, şamdan, kilit gibi madeni eserler teşhir edilmektedir.
Tekke Eşyaları
Sivas’ta kapatılan tekkelerden toplanan sancak, şiş, teper, tespih, muin, zikir tespihleri, tef, zil gibi eserler sergilenmektedir.
Giysi – El İşlemeleri
Sivas ve yöresinin elbise, yağlık, cepken, seccade, havlu, bohçalar sergilenmektedir. Büyük salonda elbiselerin teşhiri, mankenlerin yardımı ile daha canlı hale getirilmiştir.
Gömme Vitrinler
Orta avluya açılan ve koridorda yer alan toplam on iki pencere vitrin hale getirilmiş olup, kahve takımları, gümüş takılar, yazma ve hat sanatı eserleri, gümüş eserler, cam ve porselenler, gaz lambaları sergilenmektedir.
Halı Seksiyonu
Binanın orta avlusu halı seksiyonu haline getirilmiştir. Sivas ili sınırları içerisindeki camilerden toplanan halılar ile resmi kurum ve kuruluşlardan toplanan Sivas Halıları tarihi kronoloji içerisinde sergilenmektedir.
Diğer Vitrin ve Eserler
Kongre binasını yaptıran Memduh Paşa’nın 1322 H. (1904) tarihinde Sivas’ta dokunan portre halısı ve binanın kitabesi koridorda sergilenmekte diğer vitrinlerde ise Gürün şalları ve madeni eserler bulunmaktadır.
2. Aşık Veysel Müzesi
Büyük Ozanımız Aşık Veysel’in evi 1979 yılında kamulaştırılmıştır. Onarımı yapılarak 1982 yılında müze olarak hizmete sunulmuştur. Müzede Aşık Veysel’in kişisel eşyaları, fotoğrafları ve şiirleri sergilenmektedir.
Akayların Konağı (Müze Ev)
Gökmedrese’nin güneydoğu yönünde yer alan Konak kamulaştırılmıştır ve 1992 yılında onarıma alınarak “Müze Ev” “Yaşayan Sivas Konağı” biçiminde teşhir ve tanzimi yapılacaktır.
4. İnönü Müzesi
Şehir merkezinde İnönü Mahallesindedir. Türkiye’nin 2.Cumhurbaşkanı İsmet İNÖNÜ’nün 1891-1897 yılları arasında orta öğrenimini Sivas’ta yaptığı sıralarda oturmuş olduğu tipik bir Sivas evidir. İki katlı ahşap yapının bir de bodrumu bulunmaktadır. Yapı kırma çatılı, oluklu, kiremit kaplıdır.
1945 yılında Sivas Belediyesi’nce satın alınarak İnönü Müzesi adı altında ziyarete açılan müzenin çocuk bahçesi olarak kullanılan büyük bir bahçesi vardır. Müzede; bölgenin tarihi değer taşıyan silah, bakır, küçük el sanatları, sikkeler ve İnönü’nün fotoğrafları ile evde kaldığı zaman kullandığı eşyalar, ayrıca Gürün şalları, üç etek elbiseler ve el işlemeli etnografik eserler sergilenmektedir.
4. İnönü Konağı (Müze)
Şehir merkezinde İnönü Mahallesindedir. Türkiye’nin 2.Cumhurbaşkanı İsmet İNÖNÜ’nün 1891-1897 yılları arasında orta öğrenimini Sivas’ta yaptığı sıralarda oturmuş olduğu tipik bir Sivas evidir. İki katlı ahşap yapının bir de bodrumu bulunmaktadır. Yapı kırma çatılı, oluklu, kiremit kaplıdır.
1945 yılında Sivas Belediyesi’nce satın alınarak İnönü Müzesi adı altında ziyarete açılan müzenin çocuk bahçesi olarak kullanılan büyük bir bahçesi vardır. Müzede; bölgenin tarihi değer taşıyan silah, bakır, küçük el sanatları, sikkeler ve İnönü’nün fotoğrafları ile evde kaldığı zaman kullandığı eşyalar, ayrıca Gürün şalları, üç etek elbiseler ve el işlemeli etnografik eserler sergilenmektedir. Konak (Müze) Sivas Valiliği, İl Özel İdaresince Sivas Belediyesi’nden 2000 yılı içerisinde satın ve devir alınarak restorasyonu tamamlanmıştır.
S i v a s ' t a M u s i k i
Haritaya şöyle bir bakıldığında Sivas, her ne kadar İç Anadolu Bölgesinde yer alıyor ise de; musiki anlamında Sivas’ın bulunduğu konum bu coğrafi sınırların ötesine geçmektedir. Türkülerin ve folklor değerlerinin bir musiki haritası çizilse, il sınırlarının aradan kalktığı, bunun yerine değişik folklorik sınırların geldiği görülür.
Şarkışla ilçesinin geleneksel müziği, genelde Kayseri, Kırşehir, Yozgat tavrı ile bir yakınlaşma içerisindedir. Şarkışla’lı Ali İzzet ÖZKAN’ın söylemiş olduğu ezgiler zaman zaman Kırşehir’li Muharrem ERTAŞ’ın ya da Kayseri’li Ahmet Gazi AYHAN’ın söylemiş olduğu türküleri çağrıştırmaktadır. Dahası, Afyon Emirdağı türküleri ile Şarkışla türküleri arasında dikkat çekici benzerlikler vardır. Emirdağ yöresine ait “Al Fadimem” türküsü “Uğrünü Uğrünü Gelir Dereden”, veya “Hacel Obasını Engin mi Sandın?” türküleri arasındaki benzerlikler şaşırtıcıdır.
Şarkışla yöresi çok farklı bir tarzı olan ve ünü yurt dışına taşmış bulunan Aşık Veysel Şatıroğlu’nu da halk edebiyatımıza kazandırmıştır. Aşık Veysel, gerek söz gerekse musiki alanında eşsiz örnekler sergileyen 20.YY. Aşık Edebiyatımızın mümtaz simalarından birisidir. Aşık Veysel kendine has çalıp söyleme tekniği ile bağlamadaki Veysel Düzeni denilen akort sistemine de damgasını vurmuştur.
Aşık Veysel’in söylediği türküler deyiş-semah türünden olup bugün bile dilden düşmeyen birer klasik eser haline gelmiştir.
Yıldızeli’nin Banaz Köyü’nden olan Pir Sultan Abdal’ın söylemiş olduğu deyişler günümüze kadar gelmiş, bazı sözleri de daha sonraları başka aşıklar tarafından değişik dizi ve makamlarla söylenerek anonimleşmiştir.
Kangal’lı Aşık Ruhsati’nin sözleri de diğer aşıklar tarafından değişik makamlarla okunarak Halk Müziği repertuarına girmiştir.
Divriği kendine has folklorik yapısıyla, Kangal, Erzincan ve Malatya folkloruna benzer özellikler gösterir. Özellikle Çamşıhı uzun havalarıyla Malatya Arguvan uzun hava türleri arasında çok büyük benzerlikler vardır.
Zaralı Halil SÖYLER Zara’nın adını tüm Anadolu’ya tanıtmış önemli bir sanatçıdır. Zara her ne kadar kangal ve Divriği folkloruna yakın örnekler çıkarsa da Halil Söyler, farklı musiki anlayışıyla karşımıza çıkar. Halil Söyler, müziklerini ince saz dediğimiz enstrümanlarla dile getirmiş, oldukça popüler olmuştur. Okuduğu türküler, o dönemin belli isimleri Diyarbakır’lı Celal Güzelses, Malatya’lı Fahri Kayahan ve Urfa’lı Hacı Baki Yurtsever’in okumuş oldukları türkülerle aynı tarzda olmuş, aralarında büyük etkileşim doğmuştur. Celal Güzelses “Ayağında Kundura” isimli türküyü okurken, Zara’lı Halil aynı ezgilerle “Ağalın Altı Kengel” isimli türküyü okumuştur.
Ayrıca Zara’nın bu musiki yapısı Elazığ musikisi yapısıyla da benzer özellikler gösterir.
Suşehri ve Koyulhisar civarı folkloru, Tokat, Ordu ve Giresun folkloru ile daha çok uyum içindedir.
Sivas, bugünkü tespitlere göre 250 kadar aşığa sahiptir. Bunların bir çoğu saz çalmasını bilmez ancak, söz söyleme ve mana açısından Aşık Sefil Selimi, Aşık İsmeti, Aşık Kul Gazi gibi aşıklarda bu geleneği devam ettiren önemli isimlerdendir.
Aşıklık geleneğinin yaşatılmasına katkı sağlamak amacıyla Sivas Belediyesi’nce 4 yıldan beri düzenlenen Aşıklar Şöleni ilin musiki hayatına renk katmaktadır.
Sivas, bugün gerek TRT korolarının gerekse Kültür Bakanlığı korolarının kurulmasında çok büyük bir rolü olan Muzaffer SARISÖZEN’i bağrından çıkarmıştır. 1899–1963 yılları arasında yaşamış olan büyük folklor adamı Sivas’ta Sarıhatipzadeler ya da Saçlılar lakabıyla bilinen aile efradındandır. Sarısözen, Sivas’ta bir süre öğretmenlik yaptıktan sonra İstanbul konservatuarında müzik hayatına atılmıştır. 1926’lı yıllarda Eski Belediye Konservatuarının (Sivas Darül-Elhan) düzenlemiş olduğu folklor derleme çalışmalarına katılmış, bu derleme ve araştırma çalışmaları son günlerine kadar devam etmiştir. 1940’lı yıllarda Ankara Radyo Evi’nde “Yurttan Sesler” Korosunu kurarak bugünkü geleneksel müziğimizin radyo yayınları sayesinde günümüze ulaşmasına vesile olmuştur. Daha sonraları ise İstanbul, İzmir ve Erzurum Radyosu Türk Halk Müziği toplulukları kurulmuştur. Yakın zamanda ise Kültür bakanlığı Ankara, Sivas ve Şanlıurfa Türk Halk Müziği Koroları kurulmuştur. (Bütün bu toplulukların kurulmasında büyük emeği olan Muzaffer Sarısözen’le topluluklarda görev yapan saz ve ses sanatçılarının çok şey borçlu olduklarının bilinmesi gerekmektedir. )
Cümbüşçü Nadir, Kurbani ve Rahmi, Defçi Kör Erdal, Darbukacı Kör Ekrem, Kemancı Muhlis, Klarnetçi Zomzom, Faytoncu Şükrü o zamanın perde arkasında kalan düğünleri neşelendiren emektar Sivas müzisyenlerinden sadece birkaç tanesidir.
Ankara ve İstanbul Radyosu’nda uzun yıllar görev yapmış, yakın zamanda aramızdan ayrılan Selahattin Erorhan, İstanbul Radyosu’nda görev yapan Ömer Şan ve Ahmet Turan Şan, Ankara radyo Evi’nde halen görevini sürdüren Kubilay Dökmetaş, Kültür Bakanlığı Sivas Türk Halk Müziği Korosunda görev yapan sanatçılar, Rahmi İbicek, Uğur Kaya, Enver Merallı, Cafer Üvenç, Sait Döşkaya, Sinan Ünalmışer, Ömer Korçum, Asım Temiz, Serhan (Çekem) Altıntaş, Yüksel Yaşar, Özlem Kızıltaş ve Hülya Akdağ Sivas’ın yetiştirdiği diğer sanatçılardır.
Yine derlemeci olarak İhsan Öztürk, Mehmet Erdoğmuş, Medine Köseoğlu’da TRT repertuarına sayısız türkü kazandırmışlardır.
Sivas’lı önemli müzik adamı olan Ömer Dilek Talu’da özellikle Türk Sanat müziği dalında yapmış olduğu hizmetlerle dikkat çekmiştir.
Sivas Atatürk Kültür merkezi Müdürlüğü Türk Sanat Müziği ve Türk Halk Müziği alanında amatörce çalışmalar yürütmektedir. Kültür Bakanlığı Türk Halk Müziği Korosu, Sivas’ın ilk profesyonel korosudur.
S i v a s H a l ı v e K i l i m c i l i ğ i
a. Tarihsel Gelişimi
Sivas halıcılığı hakkında yazılı kaynaklara, halı ve kilim örneklerine sahip bulunulmaktadır. Bu kaynaklardan ilki pretaxtab-lacomte tarafından yazılan “Türkiye’de Sanatlar ve Zanaatlar 19.YY. Sonu” adlı eserdir. Eser, Mayıs 1901 tarihini taşımaktadır.
Sanatlar Evi
Vilayetin sanat sahasındaki gelişmesini temin etmek ve memlekete sanatkar yetiştirmek maksadıyla ilk defa Vali Hacı Hasan tarafından düşünülüp, Sanatlar Mektebi olarak kurulmak istenen bu ev, uzun müddet geçirdiği değişikliklerden sonra Vali Reşit Akif tarafından 1318 (1902) yılında tamamlanarak Sanayi Mektebi halinde kurulmuş ve 1925 yılında okula bir de halı atölyesi eklenmiştir. Bundan sonra okulun ismi Sanatlar Evi olarak değiştirildi. Halıcılığın gelişmesinde Şarkışla’lı Öğretmen Rasim Çeliker’in (Kara Rasim) büyük hizmetleri dokunmuştur. 1946 yılına kadar faaliyetlerini sürdüren Sanatlar Evi Atölyesinde dokunan halılara ait elimizde birçok örnek vardır.
Sivas Yarıaçık Cezaevi Halı Atölyesi
İlk defa 1950 yılında Kapalı Cezaevinde 8 tezgah ve 35.000 TL. sermaye ile kurulan bu müessese zamanla büyümüş, yeni modeller ve tezgahlar alarak tezgah sayısını otuzbeşe çıkarmıştır. Kadın mahkumların da çalışabileceği bir yer daha kiralanarak imalata hız verilmiştir. 1962 yılında zamanın Valisi Mehmet Varinli tarafından Sümer-bank’tan Özel İdare adına satın alınarak 1963 tarihinde hizmete geçiril-miştir. Bugün bu okul Sivas halısı dokuyan önemli bir kuruluştur. 10 tezgahta 60 öğrenci, 2 öğretmenle halıcılık eğitimi almaktadır. Okulda, taban halısı, kelle ve seccade olmak üzere 3 çeşit halı dokunmaktadır.
Ayrıca Halk Eğitimi Merkezi ve Akşam Sanat Okulu Müdürlüğü’nce 1997 yılından itibaren Yıldız, Kurtlapa, Gümüşdere beldelerinde halıcılık kursları açılmış olup, bu kurslarda kursiyerler tarafından üretilen halılar yöre insanının sosyal ve ekonomik yönden gelişmesine katkı sağlamaktadır.
Tarım Bakanlığı, El Sanatları Eğitim Merkezi Müdürlüğü bünyesinde kurulan halı atölyesinde de çeşitli tip ve ebatlarda halı üretimi yapılmaktadır. Bu atölyede sadece Sivas halısı değil değişik yörelere ait halılar dokunmaktadır.
Sivas halıları çok meşhurdur. İki, üç yüz yıldan bu yana bu sanayii çok gelişmiştir.
Kullanılış Biçimlerine Göre Halı Çeşitleri
1. Makat (Sedir Halısı)
2. Halı Yastık (Yastık Yüzü)
3. Duvar Halısı
4. Taban Halısı
5. Tüllüce
6. Namazlık (Seccade)
Heybe ve Çanta
b. Sivas Halısının Özellikleri
Sivas halısının en önemli özelliği, tümüyle yün, sık dokulu ve ince havlı olmasıdır. Çözgü ipliği çok bükümlü ve ince olduğundan dm2 ilme sayısı fazladır. Sık dokulu olması için her sıradan sonra kirkitle sertçe vurularak ilmeler sıkıştırılır. Yumuşak olması için de her iki sırada bir ilmeler taranır. Daha çok İran (sine) düğümle dokunan Sivas halısında, Selçuklu ve İran halıları desen karakterinin izleri görülür, desenine göre “lalezar”, “çeşmibülbül”, “yılanlı”, “çamurlu” gibi adlar alır. Dokunduğu yörenin adını taşıyanlar da vardır. Sivas halısının bir özelliği de desenlerde zıt renklerden kaçınılmasıdır. En az 12 renk kullanılarak dokunan Sivas halılarında en çok görülen renkler lacivert, kırmızı ve tonlarıdır. Ekstra adı verilen Sivas halılarında dm. Karedeki düğüm sayısı en az 3490, hav yüksekliği 3.5-4.5 cm’dir. Öteki Sivas halılarında düğüm sayısı 2425, hav yüksekliği 4.5-5 cm. arasındadır.
c. Geleneksel Sivas Halı ve Kilimciliğinin Bugünkü Durumu
Sivas ve ilçelerinde geçmişte çok yoğun bir faaliyet alanı ve geçim kaynağı olan halıcılık ve kilimcilik günümüzde eski önemini kaybetmiştir. Kırsal alandan yaşanan nüfus göçü, insanların başka geçim kaynaklarına yönelmeleri, bu sanatı bilenlerin sayısının azalması gibi nedenler bu sonucu doğurmuştur.
Halıcılık günümüzde, Valilik, Yarı Açık Cezaevi ve kısmen Kaymakamlıkların çabası ile yaşatılmaya ve insanlara geçim kaynağı sağlanmaya çalışılmaktadır.
K i l i m c i l i k
Sivas’ta üretilen kilimler; zarafet, dayanıklılık, görünüm ve tabiat yönünden başlıca dört kısma ayrılırlar:
a. Rişvan Kilimleri : Ufak boyutlu (parça) ve çoğu kez çift olarak yapılır. Boyaları halis ve nakışları zarif ve zeminleri pek nazik olmakla beraber gayet dayanıklıdır.
b.Elbeyli Kilimleri : Elbeyli kilimi denilmesi genellikle bu kilimlerin Elbeyli Yöresinde dokunmasından ileri gelmektedir. Bu kilimler ufak boyutlarda bazen tek ve çoğu kez çift olarak dokunur. Nakışlarına göre Mihraplı, Kolanlı ve Boncuklu gibi adlar verilir.
c. Muşabbahlı Kilimler : En çok Altınyayla İlçesinde dokunur. Bu tür kilimler 15 arşından başlayarak, 60–70 arşına kadar dokunur.Nakışları arasında süs için bir takım delikler bırakılmıştır ki bunlara muşabbah denilip dokunan kilimler de bu adlarla adlandırılır.
Türk Halı Sanatı’nın tarihi içinde 19.yy.daki gelişmelerin önemli bir yeri vardır. 19.yy. sonlarına doğru halıcılık yüksek estetik değerlerini koruyamamış, sınai, ticari bir mahiyet almıştır.
Bilinen ilk geniş kapsamlı faaliyet 1864 yılında P.De Andrea, Habif ve Polako, T.A.Spartalı adlı üç İngiliz ticarethanesinin iplik ve model vererek Uşak ve çevresinde halı dokutmaları ile başlamıştır. Bu tarihten sonra Batı Anadolu da dokunarak Avrupa’ya ihraç edilen halıların bütününe yakını İngiliz tüccar ve şirketleri eliyle gerçekleştirilmiştir.
Bugün Sivas Yarıaçık Cezaevi ve Özel İdare Halıcılık Okulu Atölyelerinde dokunmakta olan ve “SİVAS HALISI” adı ile adlandırılan yeni tip halı çeşidi görüldüğü gibi tamamen İngiliz halı ortaklığının müdahalesi ile ortaya çıkmıştır.
S i v a s ' ı n Y e t i ş t i r d i ğ i D e ğ e r l i K i ş i le r
Sağlam tarihi dokusunu “Gölyerinden su eksik olmaz” atasözünü teyit edercesine, Selçuklu, Ertana, Danişmentli ve Osmanlı bileşkesi ile meydana getirdiği bir medeniyet beşiği olan Sivas, yetiştirdiği büyük şairler, bilim ve devlet adamları itibariyle, verimli bir beldedir.
Ahi Emir Ahmed (1244)
Eldeki bilgilere göre H.660 veya 662 yıllarında doğduğu tahmin edilen Ahi Emir Ahmed muhtemelen Horasan’lıdır. Daha sonra Anadolu topraklarına intikal ederek önce Bayburt’ta yerleşmiş, sonra Sivas’ta karar kılmıştır.
Esnafı manevi bakımdan disipline eden Ahilik mektebinin önemli temsilcilerinden olan bu kişinin vakıf kayıtlarında tam ismi “Ahi Emir Ahmed Bin Zeynül-Hacc” olarak belirtilmiştir.
Halen Vakıflar Bölge Müdürlüğü tarafından onarılan Sivas merkezinde Öğretmenevi yanında bulunan türbesinde yatmaktadır.
Ebu Abdullah Ali Bin Mehmed Es-Sivasi (.....–1302)
Erdemli bir insan olup hekimliği ile şöhret bulmuştur. Selçuklu Emirlerinden “Yeşbek” namına yazdığı “Kitab-ı İksir-il Hayat Fi Telhis-i Kavaid-il Muacelat” ismindeki hekimlikle ilgili eserin ön sözü Arapça, esas bilgiyi ihtiva eden kısmı Farsçadır. “Akd-ül Cem’an” adlı eserde yazılı olduğu gibi Emir Yeşbek Amasya’da Selçuklu saltanatına bağlı olarak hüküm süren Tacüddin Altun-baş’ın Atabeyi olup, Hicri 718’de çıkan bir karışıklıkta katledilmiş ve çocukları Mısır’a kaçmıştır.
Kadı Burhaneddin Ahmed (1345–1398)
Kendi saltanatı zamanında yazılan (Bezm-ü Rezm) adlı eserde belirtildiği üzere aslen Oğuzların Salur boyundan olan Kadı Burhaneddin Ahmed, Hicri 745 tarihinde dünyaya gelmiş, erdemli bve bilgin bir zat olmasına rağmen hükümet ve siyaset arzusu başını belaya uğratmıştır. Sivas Hükümdarı olarak “Emir Kadı” namıyla şöhret bulmuş, yakın çevresinde başladığı tahsilini Mısır’da tamamlamıştır. Kıymetli telif eserleri şunlardır:
Bir nüshası Ayasofya Kütüphanesi’nde bulunan Arapça “İksir-üs Saadat-ı Fi Esrar-ı İbadat” ile “Telvih” adlı esere “Tercih” ismiyle yazdığı yorumdur. Ayrıca; Arapça, Farsça, Türkçe şiirleri vardır. Divanının tek nüshası Londra Kütüphanesi’nde bulunmaktadır.
Hicri 800 yılında Akkoyunlu Aşireti ile yaptığı kavgada öldürülmüştür. Sivas’ta kendi adıyla anılan mahalledeki türbede yatmaktadır.
Ahmed Bin Abdullah Es-Sivasi (.....–1384)
1384 yılında vefat eden Ahmed Bin Abdullah, bilgin ve erdemli bir zat olup, hekimlik yapmıştır. (İksir-üs-sade, Et-Tercih, Şerh-üt Tenkih) önemli telif eserlerinin yanında bir de Divan’ı bulunmaktadır.
Ahmed Bin Mahmud Es-Sivasi (....–1387)
Sivas’ta doğmuş ve Hicri 803’de vefat etmiştir. Dini ilimler sahasında tanınmış olup, önemli telif eserleri şunlardır. (Risalet-ün Necat), (Riyad’ul İrhad), (Şerh-u Feraiz-u Sıraciye), (Uyun-u Tefasir).
Kemaleddin İbn-i Hümam Es-Sivasi (1374-1445)
Fatih devri ulemasından olup, H.790 yılında doğmuş ve 861 yılında vefat etmiştir. Mensubiyeti itibariyle Sivaslıdır. Dedesi Sivas’tan İstanbul yoluyla Mısır’a göç etmiştir. Tam ismi Kemaleddin İbn-i Hümam El-İskenderi Es-Sivasi’dir.
İlimdeki yüksek payesi sebebiyle sağlığında “Şeyh-uş Şuyuh” (şeyhlerin şeyhi) lakabıyla anılmış olup birçok eseri bulunmaktadır.
Şehabüddin Ahmed Es Sivasi (....–H.860)
Tefsir bilginidir. Sivas’ta doğmuş ve beldesi alimlerinden öğrenimini tamamlamıştır. Hicri 860 tarihinde burada vefat etmiştir. (Ayasluğ) istasyonundan Kuşadası’na giden eski şosenin sol tarafındaki tarlalar içerisinde gömülüdür. Çeşitli konularda birçok eseri vardır.
Hüsrev Bin Mehmed Es-Sivasi (....-1470)
(Molla Hüsrev) adıyla şöhret bulan, Hüsrev Bin Mehmed, Sivas-Tokat arasında iskan edilen Türkmenlerden Arsak Kabilesine mensuptur. Hicri 886 yılında İstanbul Kadısı iken vefat etmiş ve naaşı Bursa’ya nakledilerek Zeyniler Semtindeki kendisinin yaptırdığı medrese yakınlarında defnolunmuştur. Birçok konuda eserleri mevcuttur.
İbrahim Bin Hasan Es-Sivasi Et-Tennuri (....-1471)
Hicri 887 yılında vefat eden ve Ebrahim Tennuri namıyla şöhret bulan bu zat, Türk tasavvufunda önemli yeri olan “Güzar-ı Manevi” adlı eseri tasnifiyle şöhrete ulaşmıştır. Konya’da Mevlana Sarı Yakub’dan ders almış, tahsilini tamamladıktan sonra Akşemseddin (K.S)ya kapılanmıştır. Gülzar-ı Manevi adlı el yazması eseri bazı kütüphanelerde mevcuttur.
Molla (Mehmed) Hüsrev (....-1480)
Din bilgini. Sivas’ta medrese öğrenimi gördükten sonra Edirne’ye geldi. Müderrislik yaptı. Edirne Kadısı, sonra da Rumeli Kazaskeri oldu. II.Murad döneminde Varna Savaşına katıldı. İstanbul’un alınışından sonra kadı olan Hızır Bey ölünce onun yerine getirildi. Daha sonra şeyhülislam oldu. Birçok öğrenci yetiştiren Hüsrev molla şiirle de uğraştı. Fıkıha, usule ve tefsire ilişkin yapıtları vardır.
Hasan Paşa (...-1566)
Kanuni devri vezirlerinden olan Hasan Paşa Sivas’lıdır. Kapıcı başı iken 1561 yılında Yeniçeri Ağası olmuş, 1562 yılında Rumeli Valiliği’ne tayin edilmiştir. 1566 yılında vefat etmiştir.
Muharrem Es-Sivasi (....-1584)
Şemseddin-i Sivasi’nin büyük biraderidir. 1584 tarihinde Zile’de vefat etmiştir. En önemli eseri Nahivden (Fevaid’i Ziyaiyye)’dir.
Kendi el yazısı ile yazdığı (Hidaye) nüshası Nuru Osmaniye Kütüphanesi’ndedir.
Behram Paşa (16.YY.)
Sivas’a büyük hizmetleri olan Behram Paşa, Osmanlı Saray Mektebi Enderundan yetişmiştir. Sultan II.Selim B.Murad Han’ın zamanı idaresinde çalışkanlığı ve kabiliyeti ile yükselmiştir. Kurşunlu Çifte Hamamları ile hemen bu hamamların yanında olan ve kendi adıyla anılan Behrampaşa Hanı’nı yaptırmıştır. 1549 yılında Diyarbekir, daha sonra Bağdat Beylerbeyliği yapmıştır. En son görevi olan Rumeli Beylerbeyliği esnasında vefat etmiştir.
Ali Ağa Camii’ni yaptıran ve bu camii mezarlığında gömülü bulunan Mustafa Bey de Behram Paşa’nın oğludur.
Feyzullah Bin Şemseddin Ahmed Es-Sivasi (...-1616)
Din bilginidir. Sivas’ta doğmuş ve Hicri 1032 yılında vefat etmiştir. İbn-i Malik’in “Şerh-ul Mesabıh” adlı eserine (Ziya-ül Mesabıh) adıyla bir yorum yazmıştır.
İsmail Bin Sinan Es-Sivasi (....-1632)
Din bilginidir. Hicri 1048 yılında Sivas’ta öldü. Klasik dini ilimleri Abdülmecid Sivasi’den tahsilen öğrendi. (Feraid) ismindeki Mülteka Şerhi ile (Risalet-Üs-Sagir vel-Kebir) başlıca eserlerindendir. Feraid’in bir nüshası Ayasofya Kütüphanesinde bulunmaktadır.
Abdülmecid Bin Muharrem Es-Sivasi (1563-1639)
Din bilginidir. Sultan III.Mehmed’in davetine uyarak İstanbul’a gelmiştir. Hicri 1049 yılında vefat etmiş ve Eyüp’de Nişancı Dergahına defnedilmiştir. Şiirlerinde “şeyhi” mahlasını kullanırdı. Telif eserleri basılmamış ancak, el yazısı ile çoğaltılmıştır. Birçok konuda eserleri bulunmaktadır.
Abdulkerim Bin Abdullah El-Vaiz Es-Sivasi (....–1633)
Din bilginidir. Sivasta doğdu ve Hicri 1049 yılında öldü. El-Camü-n-Nüfus adlı telif bir eseri vardır.
Recep Sivasi (....-1640)
Şemseddin-i Sivasi’nin (K.S) kardeş çocuğu ve damadı olan bilgin bir zattır. Eserleri basılmamış olup, yalnız (Necm’ül Hüda Fil Menakib-I Şelh-i Şemseddin Ebi Sena) adlı eseri basılmıştır.
Abdülahad Sivasi (....-1645)
Hicri 1061 yılında vefat etmiştir. (Muhabbet-ül-abdi lirabbihi, divan-üs Soffiyye, Şurutu-talebil-İlmin-Nafi) adlıtelif eserlerindendir.
Sems-i Semseddin Ahmed Es-Sivasi (1520-1597)
Din bilginidir. Tokat’ta bulunan Arakiyyecizade Şemseddin Efendi’den ders aldı. Tahsilini İstanbul’da tamamladı. Hicri 1006 tarihinde vefat etti. Sivas Meydan Camii avlusunda bulunan türbesinde gömülüdür. Birçok alanda eserleri bulunmaktadır.
Sivaslı Müftüoğlu (....-1748)
Hicri 1161 yılında vefat etmiştir. (Ayn-ül-Hayat) adlı eseri bulunmaktadır.
Numan Efendi (Sarı Hatipzade) (....-1768)
Devrin bilgin ve erdemli kişilerinden Şeyh Ahmed Efendi’nin oğlu olan Müftü Numan Efendi, Sivas’ın Sarı Hatip Oğulları ailesine mensuptur. Konağı, yaptırdığı çeşmesi ve
kütüphanesi Ulu Camii’nin batısına düşmektedir. Hicri 1182-Miladi 1768 yılında vefat etmiş kütüphanesi ile çeşme arasındaki aile kabristanına defnedilmiştir.
Büyük Türk Halk Musikisi sanatkarı ve derleyicisi Muzaffer SARISÖZEN’de Sarıhatipoğulları ailesine mensup olup, Müfti Numan Efendi’nin torunlarındandır.
İvazzade Halil Paşa (....-1804)
Sadrazam İvaz Mehmet Paşa’nın oğlu. Babasının yüksek makamından dolayı çabuk ilerledi. Mirahur, Çavuşbey Tütün gümrüğü emini, Sadaret kethüdası, Rumeli Valisi, Hatin muhafızı oldu. Sadrazamlığa getirildi. (1769) Serdar-ı ekrem sıfatı ile Rus Savaşlarına katıldı. Kartal Sahrasında bozguna uğradı. Önce vezirliği alındı. Filibe’ye sürüldü. Sonra affedilerek Eğriboz, Bosna, Selanik ve nihayet Sivas Valiliğine getirildi. 1777 yılında vefat etti.
Mur Ali Baba (....-1804)
Halk arasında Mor Ali Baba namıyla tanınan Mur Ali Baba’nın asıl adı Mehmed b.ahmed’dir. Kerkük Türkmenlerindendir. Hicri 1301 (1804)de vefat etmiştir. Mur Ali Baba Camiisinin bulunduğu yerde gömülüdür. Tenbih-üs-salikiyn adlı basılmamış el yazması bir eseri bulunmaktadır.
Sıdkı Efendi (Sıdkı-i Sivasi) (1809-1865)
Divan Şairi. Yağcızade Ömer Sıdkı Efendi, 1809 tarihinde Sivas’ın Ferhat Bostanı Mahallesi’nde doğdu. İyi bir öğrenim gördü. 1833 yılında nüfus katibi idi, 1838 de Sivas Nüfus Mukayyiti oldu. 1839 da bu görevine “erbab-ı reşid ve fetanetten olduğu” gerekçesiyle Hafik ilçesi Görmaşlı Aşireti Nüfus mukayyitlikleri de eklendi. Bu sırada adından bahsedilirken Ömer Sıdkı Beyefendi denilmektedir. Fakat ömrünün sonlarına doğru Sıdkı Efendi olarak anıldı. Bir görevi de, avlusunda Kanuni Sultan Süleyman’ın oğlu Şahzade Beyazıt ve torunlarının gömülü bulunduğu Melik Acem Zaviyesi’nin türbedarlığı idi. Sıdkı Efendi kudretli bir divan şairidir. Henüz 28 yaşında iken Erzurumlu Emrah’ın takdir ve hayranlığını kazanmıştı. Gazellerinde çok başarılı olan Sıdkı, düşürdüğü tarihlerde ise çok ağdalı bir dil kullandı. Şiirlerine yazmalarda ve eski cönklerde rastladığımız Sıdkı-i Sivasi’nin elimize ulaşan az sayıdaki koşmaları devrin modasına uyarak yazdığı düşünülebilir. Koşmaları da gazelleri gibi başarılı olup dili Osmanlı kalem efendisine yakışır biçimdedir. Tapşırmalı şairlerle şiirleri karıştırılan Sivaslı Sıdkı’nın en çok Tarsuslu Sıdkı ile şiirleri karıştırılmıştır.
Abdülkadir Gulami (1854-1886)
Mur Ali Baba’nın büyük oğludur. H.1273 yılında Sivas’ta doğmuştur. İlk tahsilini babasından ve Altınoğlu Mehmed Efendi’den aldığı derslerle tamamlamıştır. Takiben Sivas’ın o zaman en meşhur ulemasından olan “Ehramizade hacı Mehmed” Efendi’den diploma almıştır.
Sivas’ın ilk Milli Eğitim Müfettişlerindendir. Sivas, Amasya, Tokat, Çorum ve Şebinkarahisar’ın merkez ve mücavir alanlarında ilk resmi okulların açılmasında da öncülüğü ve büyük hizmetleri olmuştur.
Gulami’nin H.1291 yılında “Matbay-ı amire” tarafından basılmış bir “Divanı” vardır. “Tac-ül muhakkıkiyn ve Mirc-ıl-müştakiyn” adlı eserleri basılmamıştır.
Babasından dört yıl sonra 1889 yılında vefat etmiştir.
Fazlullah Moral (1878-.....)
Mur Ali Babanın torunu ve Gulami Abdulkadir Efendinin oğludur. 1878 yılında Sivas’ta doğmuştur. Babası gibi güzel yazan bir şair olan Fazlullah Moral’ın şiirleri didaktik bir hususiyet gösterir. Mutasavvıf bir aile ocağında yetiştiği için eserlerinde tasavvufi ve ahlaki görüşler yer almıştır.
Meslek hayatında Amasya, Tokat, Urfa, Mardin, Şebinkarahisar ve Sivas Lisesi’nde, Sivas Öğretmen Okulu’nda Türkçe, Arapça, Farsça, Mantık ve Felsefe dersleri okutmuş, Sivas Dar’ül Hilafe Medresesi’nde uzun müddet müdürlük yapmıştır.
Bu kültürel hizmetlerin yanında Erzurum Kongresi’ne Sivas temsilcisi olarak katılmak suretiyle de vatanın kurtuluşuna vesile olan çalışmalara katılmıştır.
Nüzhet Efendi (Deli Nüzhet Sivasi) (....–1888)
Devrinin önde gelen ediplerinden erdemli bir kişi olan Nüzhet Mehmet Efendi, Sivas’ta doğmuştur. Matbuat Müdürlüğü ve benzeri bir çok devlet gürevinde bulunmuş, 1888 yılında Sivas’ta vefat etmiştir.
Edebiyat kurallarını ihtiva Mana-yı Kitab) en önemli eseridir.
Abdulkadir Bin kör Ali (....-1894)
Sivas’ta doğmuş ve Hicri 1310 yılında vefat etmiştir. Türkçe şiirlerini kapsayan bir Divan-ı bulunmaktadır.
Halil Rıfat Paşa (....-1907)
29 Aralık 1882 yılında Sivas Valiliği’ne atanmıştır. Bölge itibari ile eyalet merkezi olan ve dört sancağı bulunan Sivas’ta Halil Rıfat Paşa bilhassa yol, içme suyu, okul, tarım ve orman alanlarında unutulmaz hizmetler yapmıştır. Trabzon-Canik (Samsun) Elazığ-Malatya-Hasan Çelebi sınırına kadar 410 kilometrelik Bağdat yolunu yaptırmış bu yol üzerinde 314 köprü ve 829 menfez inşa etmiştir. Çamlıbel’e kendi parası ile bir çeşme yaptırmıştır. Tokat-Niksar Ünye’ye kadar olan 76 kilometrelik şoseyi, ayrıca Kelkit Irmağı üzerinde 630 metre uzunluğunda 41 gözlü Hamidiye adlı köprüyü ve bunlar dışında 55 köprü ile 32 menfez inşa ettirmiştir. Yozgat-Çorum sınırına kadar 63 kilometre yol açtırmış ve köprüler yaptırmıştır. Merzifon-Osmancık İlçesi arası yolu 59 kilometrelik bir şose ile bağlattırmıştır. Şebinkarahisar’dan Trabzon ve Giresun illerine kadar, 64 kilometrelik bir yol ile Sivas-Hafik-Zara-Koyulhisar -Mesudiye ve Ordu illerine kadar 212 kilometrelik şose, 92 köprü, 300’den fazla menfez yaptırmıştır. Ayrıca Sivas’ın kasabalarının ve bir çok köyün yollarını inşa ettirmiştir. Yol davasındaki şu sözü tarihe geçmiştir. “Gidemediğin yer senin değildir”
Bütün bu hizmetleri sonunda Sivas’tan görev icabı ayrılarak İzmir’e tayin olmuş ve 1907 yılında vefat etmiştir.
Vali Muammer Bey (1874-)
1874’de İstanbul’da doğmuştur. Mülkiye mezunudur. Fransızca, Arapça, Farsça ve Ermenice dillerini bilirdi. Memuriyete 1899’da Sivas Vilayet Maiyet Memurluğu ile başlamıştır. 1902’de Hafik Kaymakam vekilliği yapmış, aynı yıl Kangal Kaymakamlığı’na atanmıştır. 1908’de bu tarihte Sivas’a bağlı olan Aziziye Kaymakamlığına getirilmiş, 1909’da Kayseri Mutasarrıflığına terfi etmiş, 1911’de Adana Valiliğine oradan Konya Valiliğine, 1913’de Sivas Valiliğine atanmıştır.
Vali Muammer Bey 1923 yılında Sivas milletvekili seçilmiştir.
İhramcızade İsmail Hakkı Efendi (1880-1969)
1880 yılında Sivas’ta doğmuştur. Dedelerinin Kabe’nin ihramını değiştirmek gibi bir görevi olduğundan aile isimleri “İhramcızade” olmuştur.
Ulu Camiyi onarması, birçok köye su getirmesi, köprü ve 27 adet çeşme yaptırması önemli hayır işlerindendir. 1969 yılında vefat etmiştir.
M.Samih Fethi (1886-)
Mehmet Samih Fethi, 1886 yılında Sivas’ta doğdu. Sivas’ın Alaaddin Paşalar ailesine mensuptur. Samih Fethi muntazam bir öğrenim gördükten sonra Sivas lisesi’nde Tarih ve Coğrafya öğretmeni olarak görev yapmıştır. MeşhurTurhan Tan ve Bedia Tan’ın babasıdır.
Hayri LÜTFULLAH (1889–1930)
Sığırcızade Hayri Lütfullah adı ile tanınır. 1889 yılında doğmuştur. Hukuk Fakültesine devam etmiştir. Kuvvetli bir yazar ve şairdir. Belediye reisliği de yapmış, Kızılırmak gazetisinde makaleler yazmıştır. 1930 yılında ölmüştür.
Mehmet Şükrü AKKAYA (1894-1971)
Yazar, dilbilimci. Orta öğrenimini Kuleli Askeri Lisesi’nde tamamladı. Harbiye mektebindeki öğrenimi sırasında orduya alındı. Çanakkale Savaşı’na katıldı. 1927’de askerlikten ayrılarak dil ve tarih öğrenimi için Almanya’ya gitti. Türkiye’ye döndüğünde Türk Dil Kurumu uzman üyesi oldu. Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi’nde doçent olarak görev aldı. 1959’da emekliye ayrıldı
Eflatun Cem GÜNEY (1896-1981)
Kendinin çoğu kez sohbetlerinde açıkça ifade ettiği gibi 1896 doğumlu olan merhum Eflatun Cem soyca Sivas’lıdır. Çocuk yaşta babasını ve annesini kaybetmiş, büyük güçlükler içerisinde 1917-18 ders yılı sonunda Sivas Sultanisini (lisesi) bitirmiştir. Birçok ilim ve san’at adamı ile her sahada büyük şahsiyetlerin yetişmesine vasıta olan merhum Eflatun Cem fiilen elliiki yıl devlet ve millet hizmetinde bulunmuştur.
Büyük emek ve uzun çalışmalar neticesinde 62 kitabı yayınlanmış olan yazarın eserleri yedi bölümde tasnif edilebilir: Masallar (30 kitap), Halk Hikayeleri (6 kitap), Halk Fıkraları (1 kitap), Aşıklar ve Şiirleri (6 kitap), Halk Bilimi (2 kitap), Halk Eğitimi (13 kitap), Şiir ve Nesir (3 kitap)
Eflatun Cem halk edebiyatı ve folklor alanında hem teorisyen hem de uygulamacı olarak büyük çalışmalar yapmıştır. Kerem ile Aslı, Tahir ile Zühre gibi halk hikayelerimizin bizlere ulaşmasını o sağlamıştır. 2 Ocak 1981 yılında vefat etmiştir.
Muzaffer SARISÖZEN (1899-1963)
Muzaffer Sarısözen 1899 yılında Sivas’ın Camii Kebir (Ulu Camii) mahallesinde doğmuştur. Babası Sarı Müderris Hüseyin hüsnü Efendi, annesi Zeliha Hanımdır. Aile ismi “Sarıhatipzadeler” ya da halk arasında maruf olan şekliyle “saçlılar”dır.
Sarısözen sanatçı bir ailenin beş erkek çocuğundan en küçüğüdür. Ağabeyleri; Rüştü Sarısözen, Sırrı Sarısözen, Fehri Sarısözen, Abdülkadir Sarısözen’dir.17.Yüzyılın divan şairlerinden meşhur müftü Numan Efendi de bu ailenin en büyüğüdür.
İlköğretimini Sivas Sultanisinde (lisesi) tamamlayan Sarısözen Birinci dünya ve Kurtuluş Savaşlarını müteakip Öğretmen Yardımcılığı imtihanını vererek öğretmenlik
görevine başlamış, müzik kabiliyetinin farkına varıldıktan sonra, sivas ili hesabına “İstanbul Belediye Konservatuarı’na gönderilmiştir.
Muhtelif orta dereceli okullarda müzik öğretmenliği yapmış, ciddi bir batı müziği eğitimine imkan sağlamak için özel bir müzik okulu açmış, ancak çevrenin bütün takdir ve teşviklerine rağmen batı müziği öğrenmeye istekli gençler bulunamadığından okul kapatılmıştır.
5 kasım 1931 yılında A.Kutsi Tecer ile beraber “Sivas Halk Şairleri Bayramı”nı gerçekleştiren Sarısözen bütün hayatını Türk Halk Musikisinin temel yapı taşları olan türkü ve halk çalgılarını derlemeye vakfetmiş 1937-1953 yılları arasında 10.000 civarında türkü ve 10 kadar halk çalgısı derlemiştir. 1953 yılında İzmir, 1954 yılında İstanbul Radyosu “Yurttan sesler” topluluklarını kurmuştur.
Radyodaki çalışmaları esnasında, halk müziği sanatçısı “Neriman Altındağ” ile evlenmiş, bu evlilikten “Melili” adında bir oğulları olmuştur.
1949-1950 yıllarında yine ilk defa onun gayretiyle “Halk Oyunları Topluluğu”muz Milletlerarası yarışmalara katılmış ve başarı kazanmıştır.
Derleme ve icra çalışmalarının yanında yayın yapmayı da ihmal etmemiş, büyük bir heyecanla kaleme aldığı makaleleri muhtelif dergilerde yayınlamıştır.
“Seçme Köy Türküleri”, “Yurttan Sesler”, “Türk Halk Musikisi Usulleri” en önemli eserlerindendir.
Ömer ALTUĞ (1905–1965)
Bestekar ve Tanburi Ömer Altuğ, 1905 yılında Sivas’ta doğmuştur. Babası Mehmet Kamil Bey’dir. Sivas’ta Rüşdiye’yi bitirmiş, bir süre Sultani’de okumuştur.
Vehbi Cem AŞKUN (1909-1979)
Sivas Folkloru denildiğinde hemen aklımıza gelenlerin başında yer alan Vehbi Cem Aşkun, 1909 yılında Sivas’ta doğdu. Babasının adı Ömer Lütfi, annesinin adı Huriye’dir. İlk ve Orta öğrenimini Sivas’ta yaptı. Takiben izmir Erkek Öğretmen Okulu’nu bitirdi. Yedi yıl Merzifon’da ilkokul öğretmenliği yaptıktan sonra Gazi Eğitim Enstitüsü’ne devam etti ve burayı bitirdikten sonra Sivas Ortaokulu’na tayin oldu. 45 yıl fiilen yazarak, okutarak Sivas’a hizmet etmiştir.
1929-30 yıllarında İzmir’de Hizmet, Ahenk, Yeni Asır, Halkın Sesi, Anadolu Gazeteleri ile Fikirler adlı dergide yazmaya başlayan Vehbi Cem, Sivas’ta Şair Feyzi Kutlu ve Avukat Ahmet Göze ile Kızılırmak ve Ülke gazetelerini çıkarmış ve yönetmiştir. Yine Sivas’ta 4 Eylül ve Yayla dergilerini çıkartan Vehbi Cem Aşkun ayrıca Çığır, Dikmen, Sanat Gazetesi ve Ulus Gazetelerinde yıllarca yazı yazmıştır.
Çok verimli bir yazar olan Vehbi Cem Aşkun’un otuza yakın basılmış eseri vardır. Bazıları şunlardır; Oğuz Destanı, Sivas Folkloru, Sivas Kongresi, Aşık Ruhsati, Kader (roman), Sivas Sultanı Kadı Burhanettin, Duygu Dünyası, Mevlana ve Mesneviden Seçmeler.
Ömrünü Türk kültürüne hizmet etmeye adamış olan Vehbi Cem Aşkun 1979 yılında vefat etmiştir.
İbrahim ASLANOĞLU (1920-1995)
1920 yılında Tokat’ta doğdu. 1944 yılında Sivas İlköğretmen Okulundan mezun olup vatani görevini yaptıktan sonra Sivas’ın Divriği ilçesine öğretmenlik görevine atandı. Bulunduğu yerde halk Edebiyatı ve folklor araştırmalarına yöneldi. Çalışmaları 4 Eylül, Yeni Mecmua, Yapı ve Sivas dergilerinde yayınlanmaya başladı. 1973 yılında Sivas Folkloru dergisini çıkardı. 1979 yılına kadar 78 sayı basıldı. Altı ciltlik bu eser Sivas folklorunun araştırılmasında ve tanıtılmasında en önemli kaynak oldu. Bu arada yirmiye yakın kitap yayınladı. 1981 yılında İhsan Hınçer Türk Folkloru’na hizmet Ödülünü aldı.
Türk folkloruna yaptığı büyük hizmetlerinden dolayı 1995’te Cumhuriyet Üniversitesi’nce “Onursal Bilim Doktorluğu” ünvanı verildi ve aynı yıl İstanbul’da vefat etti.
Prof.Dr.M.Kaya BİLGEGİL (1921–1987)
Bilim adamı, yazar. Gürün’de doğdu. Orta öğrenimini Gürün, Sivas ve İstanbul’da yaptı. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı bölümünden mezun oldu. İzmit, Trabzon ve Adana Liselerinde edebiyat öğretmenliği yaptı.
Akademik hayata geçiş yaparak çeşitli üniversitelerde öğretim üyeliği ve fakülte dekanlığı yaptı. 21, Ekim 1987’de İstanbul’da vefat etti.
Prof.Dr.Sedat Veyis ÖRNEK (1927-1980)
Bilim adamı, yazar. Zara İlçesinde doğdu. Orta öğrenimini Sivas’ta yaptı. Yüksek öğrenimini Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’nde tamamladıktan sonra Almanya’da Tübingen Üniversitesi’nde dinler tarihi ve etnoloji alanında doktora yaptı. Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi’nde etnoloji asistanı (1961), doçenti ve profesörü (1971) oldu.
Sivas Hakikat gazetesinde 1949’da yayınlanan ilk öyküsünden sonra Varlık, Değişim, Sır, Türk Dili dergilerinde öyküleri, eleştirileri, kısa oyunları, çevirileri yayınlandı. Daha çok oyun yazarı olarak tanındı. Kurt, Pirinçler Yeşerecek, Manda Gözü adlı oyunları yazdı.
Hasan Hüseyin KORKMAZGİL (1927-1984)
Şair- yazar, Gürün’de doğdu. Orta öğrenimini Niğde Ortaokulu ve Adana Erkek Lisesinde yüksek öğrenimini Gazi Eğitim Enstitüsü Edebiyat bölümünde tamamladı. 1955-1960 arasında Gürün ve Sivas’ta arzuhalcilik, tabelacılık, hayvan bakıcılığı, toprak işçiliği yaptı.
Daha sonra Ankara’da Akis dergisinde çalıştı. Gazete ve dergilere Hüseyin Korkmazgil imzasıyla mizah öyküleri, fıkralar yazdı. Forum dergisini devralıp, yönetti (1968-1970) İlk şiiri 1959’da Dost dergisinde yayınlandı. Daha sonra Yelken, Ataç, Varlık, İmece, Yön, Sosyal Adalet dergilerinde çıkan yazı ve şiirleriyle tanındı. 1963’te yayınlanan Kavel adlı bir şiir kitabıyla 1964 Yeditepe Şiir Armağanı’nı 1971’de Kızılkuğu kitabındaki şiirleriyle TRT Şiir Sanat ödülünü aldı. 1981’de Filizkıran Fırtınası adlı yapıtıyla Ömer Faruk Toprak Şiir Ödülü ile Nevzat Üstün Şiir Ödülü’nü kazandı.
S i v a s H a l k O y u n l a r ı
Sivas Halk Oyunları “Halay” grubuna girmekte ve günümüzde halayların merkez bölgesi Sivas sayılmaktadır. Halaylar İç Anadolu Bölgesi’nin bir bölümü ile Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde oynanmaktadır. (Çorum, Diyarbakır, Bitlis, Bingöl) Bu yörelerde halay kelimesi; alay, aley, haley olarak değişik biçimlerde kullanılmaktadır. Birlik ve beraberlik, dayanışmayı ifade etmektedir. Halaylar, asırlardan beri gelen karakteri ve yapısı itibariyle alelade eğlence oyunlarından ayrılan sosyal yaşantının jest, mimik ve figürlerle ifadesidir.
Sivas Halayları içe dönük yapısıyla diğer illerimizden ayrılmaktadır. Oyun düzeni, oyun formları, dizilişleri, oynanış şekli diğer halaylara pek benzememektedir.
Sivas Kız ve Erkek oyunları kendine has tavrı, üslubu, estetik güzelliği bakımından göz kamaştırıcıdır. Kızlar ve erkekler ayrı ayrı halay çekmektedir. Alaca (karma) diziliş Sivas yöresinde görülmemektedir. Bazı oyunlar alaca dizi şeklinde kapalı mekanlarda, aile içerisinde oynanmaktadır.
Kız ve erkek oyunlarında baştaki oyuncuya “Halay Başı” veya “Baş çeken” sondaki oyuncuya “pöççük” veya “pöçük” ismi verilmektedir. Halayları erkekler mendille, bir savaş, döğüş anındaki hareketi canlandırır gibi kılıç, değnek kullanıyormuşcasına çevirirler. Kadınlar krep kullanmaktadır. Sivas halaylarında oyuncu sayısında sınırlama görülmemektedir. Ancak; oyunların zorluğu dikkate alındığında 7-12 kişi arasında çok rahat oynandığı görülmektedir. Erkek oyunları genellikle düğün ve eğlencelerde oynandığından açık hava tercih edilmektedir. Bunun için Sivas halayları meydan ve harman oyunları olarak anılmaktadır. Oyunlara eşlik eden mahalli çalgı; davul, zurnadır. Kaba zurna tercih edilmektedir. Bazen ince sazla da oynanmaktadır.
Sivas halayları genellikle 2-4 bölümden meydana gelmektedir. Bu bölümler; 1. Ağırlama, 2. Yanlama (Sıkıştırma), 3. Tek ayak (Oynatma), 4. Hoplatma (Yeldime, tezleme) ismini almaktadır. Her bölümde figürler ve musiki değişmektedir. Oyunlar ağırdan başlayıp, gittikçe tempo artarak hızlanmakta, hoplatma bölümünde coşku doruk noktasına ulaşmaktadır.
Ağırlama, aczin ve çaresizliğin; yanlama, birlik, beraberliğin; hoplatma, sevincin, mutluluğun ve zaferin ifadesidir.
Sivas halaylarının bir diğer özelliği, bilinen bütün oyun formlarının kullanılması, sergilenmesidir. (Sır, düz diziliş, hilal veya yarım ay, halka dizilişi) Yüzyıllar önce, bilinmeyen halk sanatçıları sanki bilinçli olarak Sivas halaylarında koreografik düzenini oluşturmuşlardır. Bu sebeple oyunlar Türkiye genelinde bozulmadan otantikliğini muhafaza ederek yaşatılması bakımından da dikkate değer bulunmaktadır.
Sivas yöresi oyunlarında tabii faktörlerin hepsi görülmektedir. Çiftçilik, iş tabiattaki bitkiler, hayvan taklidi oyunların ortaya çıkmasında ve oynanmasında etkili olmuştur.
Halay Türleri
1. Erkeklerin oynadığı halaylar
Yöre oyunlarının tüm karakteristik özelliklerini taşıyan asıl halaylardır. Figürlerin zenginliği, hareket kabiliyetinin üstünlüğü, duygu ve düşüncenin ince estetik bir biçimde, belli bir eda ile icra edilmesi, oynayanı, seyredeni coşturmaktadır. Erkek halayları; Sivas Halayı, Köy Ağırlaması, Abdurrahman Halayı, Kızık, Karkın (Garkın) vb.
2. Kızların oynadığı halaylar
Erkek oyunlarına göre daha kolay oyunlardır. Türkülü (çevirmeli), türküsüz olarak oynanmaktadır. Hareketler daha yumuşaktır. Kız halayları : Hanımesme, Sarıkız, Yanlama, Karamuk, Madımak, Pınarınbaşı vb.
3. Erkek ve Kızların oynadığı halaylar
Bu halayları hem kızlar hem de erkekler oynamaktadır. Figürlerde ufak tefek farklılıklar görülmektedir. Genellikle kızlar türkülerini söyleyerek oynamaktadır. Bu halaylara; Sarıkız, İş halayı, Zara Karahisarı, Sivas Halayı, Tersbico, Maro vb.
Sivas yöresinde halk oyunları kıyafetleri yörelere göre çeşitlilik arzetmektedir. Erkekler; yemeni, aynalı çorap (yün), zıvga, şal, yelek, gömlek, köstek (bazen fes takıldığı üzerine hindi, yazma sarıldığı da görülmektedir.)
Kızlar; üçetek, şalvar, çorap, işlik (gömlek), önlük, pöçüklük (arkalık), yanbağ, çarık, fes, tepelik, pullu yazma (bazen kemer takıldığı da görülmektedir.)
Sivas Halayları isimlerini bazen oynanan yörenin, ilçe ve köyün ismini almaktadır. (Kızık, Karkın) Bazen insan isimlerinden (Abdurrahman), bitkilerden (madımak, karamuk) bazen de hayvan isimlerinden (çekirge, horoz, kartal, turnalar) son bölümdeki oyunlar taklidi oyunìardır.
Sivas Yöresinde Oynanan Halk Oyunları
Sivas Halayı, Köy Ağırlaması, Abdurrahman Halayı, Karahisar, Temürağa, Harami, Hoş Bilezik, Özenteki, Tamzara, Sarıkız, Karkın Halayı, Kızık Halayı, Kabak Halayı, Kartal Halayı, Sallangel, Ahçik, Maro, Yanlama, Tozan Halayı, Arnavut Halayı,Çekirge Halayı, Hanım Esme, Hayda Bico, Ters Bico, horhon Bico, Çedene, Çemberim, Karamuk, Madımak, Turnalar, Pınarınbaşı, Çökelek, Köy İş Halayı, Karaduman, Şeyhani, Nenni Nenni, Dik Oyun, Deveci Emmi, Kol Oyunu, Meral Halayı, Ellik, Samahlar, Omuz Halayı, Garipler Semahı, Ireşvan, Pabuç Çitir, Kafe Çeçen, Onbaşı Oyunu.